Anestezi Nedir? Hamilelikte Kullanılır mı?

Anestezi Nedir?
Analjezi ağrı duyusunun tamamen veya kısmen giderilmesi; anestezi ise kas hareketleri dâhil tüm duyuların daha yoğun şekilde geri dönüşümlü olarak ortadan kaldırılmasıdır. Tıpta tüm uygulamalar uygulanacak kişiye belirli riskler getirir. Bu riskleri yapılacak operasyonun tipi, anestezi uygulanacak kişinin ek hastalıkları, kullandığı ilaçlar, yaş gibi cerrahi ve hastaya bağlı faktörler belirleyebileceği gibi; anestezinin uygulandığı şartlar ve anestezi uygulayan kişinin bilgi ve becerisi de etkilemektedir. Anestezi hakkında söylenegelen felç, ölüm gibi ciddi risklerin çok düşük ihtimalle olabilirliği söz konusu olsa da anesteziyoloji biliminin bugün ulaştığı noktada bu önyargıların zaman içinde ortadan kalktığını görüyoruz. Daha önceleri epidural anestezi, riskleri nedeniyle gözardı edilebilecek halde iken bugün anestezideki yararlı etkileri ve ameliyat sonrası ağrı giderilmesindeki faydaları gündeme gelmiştir. Elbette ki epidural anestezi ve benzeri bölgesel anestezi teknikleri bilgi, beceri ve deneyim gerektiren özelleşmiş uygulamalardır. Epidural Anestezide risk zannedilenin aksine deneyimli uzmanlar tarafından yapıldığında son derece azdır.Bu nedenle aslında en güvenli anestezi, anestezistin en iyi ve en sık uyguladığı anestezi yöntemidir. Hastanın veya cerrahinin özelliği gereği bu tip deneyim gerektiren anestezi tekniklerinden birine ihtiyaç varsa doğru olan deneyimli anestezi hekiminin anestezi vermesidir.

Anestezi hekimi kimdir:
* 6 yıl tıp eğitimi
* 4-6 yıl anestezi uzmanlığı eğitimi
* Farmakoloji (ilaç bilimi) ve iç hastalıkları rotasyonları
* Yoğun bakım (zehirlenmeler, yeniden canlandırma, solunum cihazları)
* Algoloji (ağrı bilimi)

konularında eğitim alan ve bu uygulamaları gerçekleştiren uzmanlık dalıdır. Anestezi hekimi anestezinin uygulanması yanında ameliyat süresince hastanın kalp, solunum, kan ihtiyacı gibi tüm yaşamsal faktörlerini takip eder ve gereğinde müdahale eder. Ameliyat sonrası ağrı giderilmesi için gerekli yöntemleri planlar ve uygular. Tüm bunların haricinde zehirlenme, koma, solunum durmaları gibi birçok hastalıkta yoğun bakımlarda sorumlu doktor olarak görev alır. Yine bazı anestezi hekimleri bunlara ek olarak kanser, bel, boyun ağrıları gibi birçok süreğen ağrının tedavisinde de deneyim kazanmışlardır.

 

Genel Anestezi

Genel anestezi çok basit tanımıyla dışarıdan verilen ilaçlar yardımıyla bilinç durumunun ortadan kaldırılmasıdır. Tek bir tür genel anestezi yoktur. Uygulanacak olan cerrahi girişimin türüne ve süresine göre değişik aşamalarda genel anestezi uygulanabilir. Ancak tüm uygulamalarda ortak olan nokta hastanın bilincinin kapalı olması ve uyku halinde bulunmasıdır.

Genel anestezi yaygın inanışın aksine ağız ve burundan solutulan gazlar ile uygulanmaz. Bu tür yöntemler olsa da günümüzde uygulanan modern anestezi tekniklerinde damardan verilen ilaçlar ile hasta uyutulur ve tüm ameliyat boyunca anestezi cihazı ve anestezi uzmanı ile teknisyenlerinin kontrolü altında sürdürülür.

Anesteziye başlamadan önce damar yolu açılıp sıvı verilmeye başlanır. Bu sırada göğüs üzerine yerleştirilen transducerler yardımı ile sürekli olarak kalp elektrosu çekilir ve monitörde izlenir. Diğer kola tansiyon aleti bağlanırken parmak ucuna kandaki oksijen miktarını ölçen bir cihaz takılır.

Daha sonra anestezi uzmanı ve teknisyeni gerekli hazırlıklarını yaparlar, ağız ve burnunu kapatan bir maske yardımı ile hastaya 0’lük oksijen solutulur ve takiben serum setinden merkezi sinir sistemini bloke eden anestezik ilacı enjekte ederler. Bu aşamada hasta birkaç saniye içinde uyku durumuna geçer.

Anestezi indüksiyonu adı verilen bu aşamadan sonra genel anestezinin belki de en önemli aşaması olan hastanın ağzından soluk borusuna tüp yerleştirilmesidir. Endotrakeal tüp adı verilen bu gereç kısa bir hortuma benzer. Entübasyon adı verilen bu işlem de tamamlandıktan sonra hastanın solunumu tamamen anestezi uzmanının kontrolü altına geçer. Anestezi cihazı tarafından tüm ameliyat boyunca hastaya oksijen ve bunun yanısıra anesteziyi sağlayan gazlar solutulur.

Hastaya daha sonra ameliyatın seyrine göre salgı azaltıcı, kas gevşetici, mide asidi giderici gibi pek çok değişik ilaçlar damar yolu ile verilir. Bu ilaçlar hastanın tüm bilinç ve refleks fonksiyonlarını ortadan kaldırır. Ameliyatın seyri sırasında kas gevşetici ilaçlar hasta tarafından kullanıldığında eğer gerek olursa yeniden verilebilir.

Ameliyat sona erdiğinde anestezik gazların verilmesi kesilir ve kas gevşetici ilaçların etkisini ortadan kaldıran ilaçlar enjekte edilir. Kısa sürede hastanın refleksleri geri döner ve kendi kendine solumaya başlar. Bu aşamada endotrekeal tüp çıkartılır. Hastanın bilincinin açıldığı, reflekslerinin geri döndüğü, ağrılı uyaranlar ve sorulara cevap verdiği görüldükten sonra ayılma odasına alınır ve burada tamamen kendine gelene kadar izlendikten sonra odasına gönderilir.

Tüm anestezi süresi boyunca hastanın kalp atım hızı, elektrosu, tansiyonu, kandaki oksijen ve karbondioksit miktarı, solunum sayısı ve hacmi gibi yaşamsal belirtiler sürekli olarak izlenir ve gerekli müdahalelerde bulunulur.

Genel anestezi bazı riskleri de beraberinde taşır. Bu risklerden önemlisi aspirasyondur. Aspirasyon mide içeriğinin solunum yolları ve akciğerlere kaçmasıdır. Genel anestezi sırasında tüm kaslar ve refleksler durduğu için mide içeriği gırtlağa kadar gelip buradan solunum yollarına kaçabilir. Asidik yapıdaki mide sıvısı solunum yolları ve akciğerler için oldukça zararlıdır. Böyle bir durumda kimyasal pnömoni gelişerek hayatı tehdit eden durumlara neden olabilir. Yine mide içinde bulunan cisimler solunum yollarında tıkanıklığa neden olabilir. Bu risk nedeni ile genel anestezi almadan önce en az 6 saat öncesinden yeme-içmeyi kesmeniz gereklidir.

Genel anestezide karşılaşılabilecek bir başka sorun da entübasyonun zor olmasıdır. Kişinin çene yapısı ve benzeri faktörler tüpün yerleştirilmesini ve hastanın ameliyat sırasında solunumunun kontrol edilmesini zorlaştırabilir.

Tüm bu riskler son derece düşüktür ve anestezi uzmanlarının tecrübesi ve ellerindeki ilaçlar ile kolaylıkla üstesinden gelinebilir.

Sonuç olarak genel anestezi sezaryen operasyonlarında sadece acil durumlar ve epidural uygulanmasına engel tıbbi bir durum varlığında tercih edilmelidir. Ülkemizde ise maalesef sezaryenlerin büyük bir kısmı hem pek çok özel hem de devlet hastanesinde genel anestezi ile yapılmaktadır.

 

Bölgesel Anestezi

Anestezi his kaybı demektir. Bölgesel anestezi vücudunuzun sadece istemediğiniz bir bölgesindeki ağrıyı ortadan kaldırır. Böylece doğum eylemi ve ameliyat süresince uyanık kalabilirsiniz. Tercih ederseniz hafif uyku hali sağlayacak heyecan giderici bir ilaç verilebilir.

 

Epidural Anestezi

Epidural Anestezi vücudun belden aşağısında belirli bir bölgede ağrı iletimini engelleyen bölgesel anestezi türlerinden birisidir. Anestezi uzmanı, deneyimli bir doktor tarafından uygulanır. Doğum ağrısını kontrol altına almanın en etkili yöntemi olmakla birlikte sezaryen başta olmak üzere bel seviyesi altında yapılan pek çok operasyonda Epidural Anestezi uygulanabilir. Epidural Anestezi uygulamasında en önemli nokta işlemi yapan Anestezi uzmanının deneyimidir.

 

Epidural anestezi nasıl uygulanır?

İşlem otururken veya yan yatarken yapılır. Uygulama esnasında hareket etmemeniz gerekir. Önce belinizin anestezi uygulanacak bölgesi antiseptik bir ilaçla silinerek temizlenir ve iğnenin yapılacağı yer küçük bir iğne ile uyuşturulur. Ardından anestezist epidural  iğne aracılığı ile lokal anestezi ilacını omurilik zarının çevresine verir. Böylece vücudun alt yarısında ağrı sinyalini beyine götüren sinirlerde iletim durur ve ağrının kaynaklandığı bölgede ağrı duyulmaz.  Sıklıkla çok ince, yumuşak bir plastik tüp (katater) bu iğnenin içinden ilerletilir ve iğne geri çekilerek katater burada bırakılır. Bu sayede kataterden gerektikçe ilaç verilerek uzun süreli ağrı kontrolü sağlanabilir. Yerinde kalmasını sağlamak için kataterin dışarıda kalan kısmı sırtınıza bantlanır. İşlem bittikten sonra rahatsızlık duymadan sırt üstü yatabilir, yatak içinde hareket edebilirsiniz. İlaç verilirken bel bölgesinde bir soğukluk hissedebilirsiniz. İlacın etkili olması için 15-20 dakika geçmesi gerekir. Uyuşukluğun derecesi kullanılan ilaca ve dozuna bağlıdır.

 

Gelişebilecek komplikasyonlar nelerdir?

  • Titreme: Sık görülen bir komplikasyondur. Bazen anestezik ilaçlar kullanılmadığı halde travay ve doğum sırasında görülebilir. Sizi sıcak tutmak bunun azalmasına sıklıkla yardımcı olmaktadır.
  • Kan Basıncı düşüklüğü: En sık görülen komplikasyondur. Size intravenöz (damardan) sıvılar verilecek ve kan basıncınız dikkatlice takip edilip, gerektiğinde düzeltilecektir.
  • Kaşıntı: Bu durum epidural ve spinal anestezide kullanılan narkotik ilaçlar sonucu meydana gelir. Eğer kaşıntı rahatsız edici boyuttaysa ilaçla tedavi edilebilir.
  • Baş ağrısı: Nadir olmakla beraber epidural anesteziyi takiben baş ağrısı gelişebilir.(<%1) Bu epidural işlem sırasında spinal sıvı içeren keseye yapılan iğne deliğine bağlı gelişmektedir. Epidural iğne yerleştirilirken mümkün olduğunca hareketsiz durmanız baş ağrısı olasılığını azaltmaya yardımcı olur. Genellikle baş ağrısı epidural bloğu takip eden 24 saat içinde meydana gelir. Tipik olarak hasta sırt üstü istirahat ederken ağrı hissetmez ayağa kalkınca şiddetlenir. Bazen birkaç gün sürebilen bu baş boyun rahatsızlığı yatmak, sıvı içmek ve ağrı kesici tablet kullanmak gibi basit yöntemlerle azaltılabilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir. Bazen baş ağrısı devam ederse veya beraberinde bulantı, ışığa bakmakla zorluk ve kulakta uğultu, sesler duyulması eşlik ederse epidural kateterin yerleştirildiği alana pıhtı yaması yapılabilir.
  • Lokal anestezik reaksiyonu: Lokal anestezik reaksiyonu nadir görülür. Daha önce lokal anesteziklere karşı herhangi bir reaksiyon gelişmişse anestezi doktorunuza mutlaka söyleyin.
  • Solunum problemleri: Nadir durumlarda anestezik ilaçlar göğüs kaslarını etkileyerek nefes almanızı güçleştirebilir. Bu durumu düzeltmek ve nefes almanıza yardımcı olmak için oksijen verilebilir.
  • Parestezi: Epidural katater yerleştirilirken epidural aralıktaki sinirlere dokunması sonucu geçici olarak sinirin hissedilmesi “elektrik çarpması hissi” olabilir. Epidural enjeksiyonlar sırasında sıklıkla bu tarz duyu hissedilse de kalıcı sinir hasarı yok denecek kadar nadirdir. Epidural anestezi iğnenin bele yerleştirilmesi yoluyla yapıldığı için doğum sonrası görülen sinir problemlerinin epidural anesteziye bağlanması eğilimi vardır. Ancak travay ve doğumu takiben görülen sinir problemlerinin çoğu bebeğin doğum kanalında hareketi ile sinirlerin etkilenmesine bağlı meydana gelmektedir. Bacaklarda güçsüzlük veya başka sinir problemleri yaşarsanız anestezi doktoru problemin değerlendirilmesi ve uygun takibin yapılması konusunda size yardımcı olacaktır.

 

Kimlerde Epidural Anestezi uygulanmaz:

Kanama bozukluğu olması

Antikoagülan tedavi alınması

Uygulama bölgesinde enfeksiyon varlığı

Trombosit düşüklüğü saptanması durumlarında Epidural Anestezi uygulanmaz.

Epidural Anestezi hem vajinal hem de sezaryen ile doğumların son derece konforlu ve keyifli geçmesini sağlayan, uzun yıllardır yaygın bir şekilde güvenle uygulanan modern bir tıbbi yaklaşımdır. Her anne adayı bu uygulamadan yararlanması için teşvik edilmelidir.

 

Ameliyat Sonrası Ağrı Tedavisi

 

Sezeryan Ve Genel Anestezi

Sezaryen sırasında genel anestezinin en önemli dezavantajı ise annenin bilinci kapalı olduğu için doğuma katılamamasıdır. Bir başka dezavantajı da ameliyat sonrası ağrı kontrolünün daha zor olması nedeni ile daha fazla ağrı hissedilebilmesidir.

 

Sezeryan Ve Epidural-Spinal Anestezi

Genel Anesteziye göre çok daha az riskli ve çok daha konforlu olduğundan tercih edilmelidir.

Annenin bilinci açık olduğu için sezaryen sırasında doğuma katılabilir, ameliyat devam ederken bebeğini kucağına alabilir.

Verilen ilaçlar kana ve süte geçmeyeceğinden bebeğe ilaç geçişi olmaz. Böylelikle genel anestezide olduğu gibi çocuk çıkarılana kadar geçen sürede anesteziden etkilenme olmaz.

 

Ağrısız Doğum

Epiural anestezi doğum ağrılarının giderilmesinde en etkili yoldur. Epidural anestezi bilinç kaybı olmaksızın tam ağrı kontrolü sağlar. Epidural anestezi uygulanan hastalar ağrı duymaksızın kaslarını hareket ettirebilirler. Bu şekilde ıkınarak doğum olayına aktif katılırsınız. Damardan veya solunum yoluyla verilen ilaçlar bebeğinizin kanına da geçerek onu etkileyebilirken epidural yolla verilen ilaçların bebeği etkileme olasılığı çok azdır. Doğum sırasında forseps uygulanması veya dikiş atılması gerektiğinde bunların ağrısını duymazsınız. Bu yöntem ile daha fazla ilaç verilerek sezaryen ameliyatı da yapılabilir. Böylece anne bebeğini doğar doğmaz görebilir, kucağına alabilir. Bu yöntemin uygulandığı hastalar daha erken dönemde hastaneden ayrılabilirler.

Vajinal doğumda rahim kasılmaları düzenli hale geldikten sonra ya da rahim açıklığı 4 santimetreye ulaştığında Epidural Anestezi yapılabilir. Uygun zamanda takıldığında normal doğumun ilerlemesini hızlandırır. Kasılmalar düzensiz ise ya da erken dönemde takıldığında kasılmaların durmasına neden olabileceğinden bu konuya dikkat edilmelidir. En iyi uygulama anne adayı rahat iken kateteri yerleştirip, ilaç uygulaması için doğru zamanı beklemektir.

Doğum uzadığında ve ilacın etkisi azalıp hasta ağrı duymaya başladığında ek dozlar verilir. Bu şekilde doğum gerçekleştirildikten sonra eğer kesi ve dikiş gerekmişse ek bir anesteziye gerek kalmadan kolaylıkla dikilebilir.

 

Doğum Sonrası Ağrı Kontrolü

Vajinal doğumu takiben 24 saat sonra kateter çıkartılarak uygulamaya son verilir. Kateterin çıkartılması sırasında hasta hiçbir rahatsızlık duymaz.

 

Anestezinin Bebeğe Etkisi

Bölgesel anestezi için kullanılan ilacın kan ile direkt ilişkisi olmadığı için bu uygulama bebeği etkilemeksizin annede ağrı kontrolü sağlar.

Bizler personelimiz ve hastalarımızla büyük bir aileyiz. Sizde bu ailenin bir üyesi olmak isterseniz 0 312 286 33 02 (PBX) numaralı telefondan randevu alarak bize ulaşabilirsiniz. Saygılarımla Op. Dr. Cüneyt Genç Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı.

    Cüneyt Genç Blog

    Yenilenen websitemiz ve güncel içeriklerimiz ile karşınızdayız!

    Bunlar da ilginizi çekebilir

    Hepsini Görüntüle