Gebelikte Kan Uyuşmazlığı ve Bebek ile Anne Kanlarının Karışması Durumu

Anne ile bebeğin kan grupları her zaman aynı olmaz. Bu durumda anne vücudunda başka gruptan bir kan taşımaktadır. Normalde anne ile bebeğin kanı plasentada karşılaşır ama birbirine karışmaz. Bazı durumlarda bebeğin kanı annenin kanına karışır. Eğer bebek farklı bir kan taşıyor ise annede bu kana karşı antikorlar oluşur. Annede yoğun olarak oluşan bu antikorlar plasentayı geçme özelliğine sahip ise (IgG tipinde ise) plasentayı geçer ve bebeğe gider. Anneden bebeğe geçen bu antikorlar bebeğin kan hücrelerine bağlanır. Kan hücresi ile bağlı antikor bebeğin karaciğer ve dalak gibi organlarına geldiğinde buradan geçemez ve yıkılır. Böylece bebekte devamlı bir kan hücresi yıkımı olur. Bu yıkım yapılandan fazla olduğu için bebek giderek kansız kalır. Neticesinde bebek de kansızlığa bağlı kalp yetmezliği, ödem, vücut boşluklarında su toplanması gelişir ve en sonunda kalp yetmezliğinden ölür.

 

Bu durum her kan grubu uyuşmazlığında olmaz. A, B, 0 grubu uyuşmazlığında oluşan antikorlar IgM tipinde olduğu için plasentayı geçemez ve bebekte etkilenme yapamazlar. Ancak Rh faktörüne karşı oluşan antikorlar IgG tipinde olduğu için plasentayı geçerler. Bu nedenle korkulan tipteki kan uyuşmazlığı Rh faktörü uyumsuzluğunda olur. Sorun olabilmesi için annenin Rh (-) babanın Rh (+) olması gereklidir. Bu durumda bebek %50 ila 0 arasındaki bir ihtimal ile Rh + olacaktır. Bebeğin Rh (+) olduğu durumlarda bebeğin kanı bir şekilde anneye karışır ise anne bebeğin Rh(+) kanına karşı IgG antikorlarını üretecektir.

Bebek ve Annenin Kanlarının Karışması Hangi Durumlarda Olur?

  • Düşük kanamaları
  • Amniosentez (özellikle plasenta önde ise)
  • Karına künt travmalar
  • Erken su gelmesi durumu
  • 6-7 haftadan büyük kürtaj
  • Bebeğin plasentasının rahim duvarından erken ayrılması (ablatio plasenta)
  • Doğumlar (normal ya da sezaryen)

Bu durumlarda bebeğin kanı anne kanına karışabilir. Bebek Rh(+) kan taşıyor ise anne bu kana karşı antikor üretecektir. Ancak buna izin verilmez çünkü bu gibi riskler olduğu zaman anneye anti-D serum verilerek karışan kanın annede antikor üretmesine engel olunur. Buna halk arasında koruyucu iğne denir.

Kan uyuşmazlığının problemli hale gelmesi için kanların karışması, bu kanın anneyi uyaracak kadar çok miktarda olması, bu durumun fark edilmeyip koruyucu iğnenin yapılmaması gibi durumlar olması gerekir.

Bu olayın zorluğunu anlatan bir örnek verelim. Anne Rh(-) bebek Rh(+) normal doğum sonrası anneye Anti-D iğnesi yapılmadığı durumda annenin kanında antikor oluşma ihtimali %30 kadardır. Yani  %70 oranında normal doğumda bile kanlar yeterince karışmaz.

Eşiyle arasında kan uyuşmazlığı olan yani kendisi Rh (-), eşi Rh(+) olan hastaların ilk gebeliklerde korkmalarına gerek yoktur. Çünkü henüz kanların karışmış olma ihtimali yoktur. Bu durumun tek aykırı olayı anneye daha önceden yanlışlık ile bir kaza ya da ameliyat sırasında Rh(+) kan verilmiş olmasıdır. Bu durum çok nadir olduğundan üstünde durmaya gerek yoktur.

Anne adayı gebeliğinde kanların hangi hallerde karışma ihtimali olduğunu bilmelidir. Böyle bir durum oluşursa (düşük tehlikesi, amniosentez vs) doktoru uyararak Anti-D yapılmasını sağlar. Kan uyuşmazlığı olan hastaların takibinde iki farklı ekol vardır. Bunlardan biri anneye indirect coombs testleri (İndirect coombs testi bu antikorları anne kanında tesbit eden testtir)  ile takip eder ve test sonucu negatif ise sadece takip eder, eğer kanların karışma ihtimali olursa koruyucu iğne yapılır. Doğum zamanı, bebek doğduktan sonra kan grubuna bakılır. Bebek anne gibi Rh(-) ise iğne yapılmaz ancak Rh(+) ise Anti-D iğnesi anneye 3 gün içinde yapılır. İkinci yaklaşım 28. gebelik haftasına kadar aynı takipleri ve yaklaşımı uygular ancak bu haftada doğumu beklemeden kan uyuşmazlığı iğnesini yapar. Ancak bu haftada kan uyuşmazlığı iğnesini yapmak doğum sonu yaklaşımını değiştirmez. Bebek kan grubu Rh(+) ise kan uyuşmazlığı iğnesi yine yapılmalıdır. Her iki ekol arasında başarı farkı gösterilememiştir. Her iki yöntemde %99.5 oranın da başarılıdır.

Böylece anne bundan sonraki çocukları için de önlemini almış olur.

Kan uyuşmazlığı sağlık hizmetlerinin yeterli olmadığı ve insanların kan grubu uyuşmazlığını bilmedikleri eski yıllarda problem olmuştur. Bugün evlenmeden önce yapılan kan grubu testleri ile çiftlere kan uyuşmazlığı olduğu bildirilmekte ve böylece çiftin önlem alması sağlanmaktadır. Anne adayı gerekli durumlarda koruyucu iğne yaparak hem o anki bebeğini hem de sonraki gebeliklerini koruma altına almaktadır.

Ancak eğer anne bir kez etkilenir ve kanında Rh(+) kana karşı antikor oluşursa Rh uygunsuzluğu, etkilenmiş Rh denen bir durum oluşur. Anne Rh(+) kan taşıyan bebeklerini rahim içinde kendi ürettiği antikorlar ile kansız bırakarak ölmesine neden olur. Böyle durumlarda tecrübeli ellerde yapılacak rahim içi kan transfüzyonları ile bu bebekler yaşatılmaya veya dışarıda yaşayacak büyüklüğe getirilmeye çalışılır.

Bizler personelimiz ve hastalarımızla büyük bir aileyiz. Sizde bu ailenin bir üyesi olmak isterseniz 0 312 286 33 02 (PBX) numaralı telefondan randevu alarak bize ulaşabilirsiniz. Saygılarımla Op. Dr. Cüneyt Genç Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı.

Cüneyt Genç Blog

Yenilenen websitemiz ve güncel içeriklerimiz ile karşınızdayız!

Bunlar da ilginizi çekebilir

Hepsini Görüntüle